Yaşanmamış Sevdalar Peşinde/ Mustafa Tuğrul Edis

Kuru ağaçlar çiçek açar önce, son köprü de havaya uçar Arı kuşlarının geldiği günlere karışır seslerin tozlaşması Portakallar çiçekte ama arkasına saklanacak yüzümüz yok Ulu rüzgârlar gideli yıllar oldu, büyümeden yaşlanıyor çınar Alev esince yankılarını severim, yağ eskir elinin izlerini Nereden bulup getirir yapayalnız kuşlar, bahar dalından kopmuşlar Çam örtüleri mazide kaldı, acının yıllar süren…

Kadınlar/ Fatma Nişancı

kayayı eleyip, suyu beleyen kadınlar topraklarca doğurgan güneş kadar güçlü yaprakça zengindiler düşleri kararmadan bin bir renkli çiçeği, hem arısı hem de dünyanın yarısı onlar çelikten göğüslerinde ipeklenirdi an kimi zaman bir dala kuş olup kimi de bir taş kalbe eş olan açlığı ekmeğe değildi onların toplayıp saçlarını terleriyle yıkarlardı dünyayı, amma her seferinde yenilgileri…

GECE VE KADIN/ Ümran Erol

Melisa kokusu, fesleğen kokusuna karışmıştı, Göz ucuyla bile bakmadan, Bir nefeslik hızla geçiyor zaman. Gün, hayallerini boşa çıkarmış Gece, tepeden tırnağa yorgunken; Sessizlik kılığına bürünmüş bir şey, Örtüverdi günün telaşlı gizlerini, Kapkara bir pelerinle Kadının gözyaşlarında duman dumandı, Gecenin gizlerindekiler. Korkuyordu yeniden başlamaktan. Ellerindeki karanlık, kalın damarlardan. Çocukluğunu aradı. Okul bahçesinden taşan seslerden umutlu. Onu…

Saçları Eşkiya/ Hatice Eğilmez Kaya

bir saatim vardı önceden ince topuklu, gül kurusu renginde üstelik. sol koluma büyük gelirdi kordonu. çocuğum, derdi annem benden daha iyi yaşamalı. alı al, moru mor sokak satıcıları çığlık çığlığa kozmoz. biz büyürken kuşluk uykularımızda asude akıp gidermiş meğer parmaklarımızın ucundan o küçücük dünya. akrep, on ikiyi tam da alnının ortasından, henüz vurmamıştı. göl kenarlarındaki…

Yağmur/ Nilüfer Uçar

uyan salkım söğüt uyan dere boyu tanyeli çözülsün şebnem tende gizil dil neyin büyüsü bu çağıl çağıl akan çavlan kaç eylül ıslandı, kaç seher çiçeklendi karşı yamaçta bulut alazı göğün kılcal damarı gümüşi saçlı dilber, kılıcını bileyen su kaç kez öldük sensiz / kaç kez dirildik buz mavisi gözlerinden bu şölen bu düğün sana toprak…

OTLARIN RÜZGARI/ Mehmet Rayman

sazın bir teliydin hiç kopmadın hayatta saçının karası bile yavan kalır nasırlı ellerlin yanında gül kırmızı yatağından geçer döşüne çarpan kanlı gömleğin suları kuş konumu komşuluklardan yoksunum çiçeğimi çocuklar çizmiş dallara bir nefes için neyimiz eksik yaslandığımız ağacın gölgesine bağlıyız kökümüzün durağından başka gidecek hiçbir yerimiz yok hayatta damıtılmış bir bulut olaydın senin yerine geçemez…

TERMİNAL/ Oya Aksu

birbirine benzer bütün terminaller asık suratlı, özensiz karşılar yolcularını her yanı vedadır, her yönü veda kavuşmak önemsiz bir roldür bu ağır senaryoda gecikmekle yetişmek arası genişleyip daralır anlar tükrük kusmuk ve kir ile cilalanmış yerlerde izsiz dolanır aceleyle geçip giden adımlar uykusuz geçen kör bir sabahta valizini arar yolcunun elleri bir hamalın elinden düşürdüğü sigaranın…

GÖLGESİZİN MUSKASI EKSİK/ Şener Aksu

kim uyandırdı beni güneşten önce düşlerim bitmemişti daha ve kırmızı yoldan çok içim parıldıyordu uzayıp gitti sonra boşluğun peşinden yetişmek mümkün değildi ve yalnızdım ve yalnızlığımda baka kaldım baka kaldı benimle bulutlar ağaçları söylemiyorum bile ıslak bir şarkı dökülüyordu o sıra yapraklardan ama sakin oysa davul sesi geliyordu bir yerden hem de öyle böyle değil…

Firari Berceste/ Serkan Engin

İki aşık mısrayız delişmen bir beyite biriken kafiyesi yıldızlı bir berceste tutkulu bir şiirden bahara firari Sana çoğalıyorum gün öptükçe beni Bana kanatlanıyor sustuğun tüm harfler Gözlerinden gözlerime papatya valsi Olalım ki oldukça eksilelim kederden Olalım ki oldukça neşeli harflerle örülsün gecemiz gündüzümüz : Yakamızda yarına açan umudun haylaz çiçekleri

GLİYA’DA KAOS/ H. İhsan Sönmez

düşünce, esaret, kemik kafes anda kalbim ölü bir saat gibi gliya’dan yükselir o anlamsız ses örümcek ağına el basarım ki ateşi ben bulmadım aklı yanan biri bulmuş olmalı ruhumun üzerine harf koyarım söylerim dilsiz olsam da söyler bir kişiye neden fazla iki kişiye eksik kor alevi anahtar deliğinden girer hayaletim alevi söndürür nedensiz neden derim,…